« Önceki |
Kendine yorma herşeyi ..
Kendi için güzel, iyi …
Zorlamadan mesafeyi,
Yolları sıkmadan yürü !
Hükmü mü var boyun, enin ?
İçten açıksa yelkenin
Yollar içindedir senin …
Yollara çıkmadan yürü !
Hiç kıyılır mı basmağa
Laleye, güle, zambağa …
Öyle hafifle, toprağa
Gölge bırakmadan yürü !
Sormadan Aslı semtini
Doldur ışıkla testini ..
Yen bu güreşte kendini ;
El seni yıkmadan yürü !
Bir şakadır sıcak, soğuk …
Köprü yıkık ve yol bozuk
Olsa da, ey garip çocuk,
Sen - yine - bıkmadan yürü !
Ellere örtü gömleğin ..
Gölge kuşan, güneş giyin ..
Kuytularında isteğin
Şimşeği çakmadan yürü !
Ufka düşen karaltıda
Bir gibidir yapıyla dağ ..
Çevre karanlık olsa da
Lambanı yakmadan yürü !
Uyku ne uykusuzluğa ?
Korku ne korkusuzluğa ?
Artık, alış susuzluğa;
Artık, acıkmadan yürü !
Söyle : yerin ne Asya’da ?
Kaldı kalıntın ortada ..
Bekleyenin yok arkada ..
Arkana bakmadan yürü !
Yolcu kıyar mı basmağa
Laleye, gülle zambağa ..
Öyle hafifle, toprağa
Gölge bırakmadan yürü !
( Kubbe-i Hadra )
"Her hasenenin (ibadetin) sevabı başka vakitte on ise, Receb-i Şerifte yüzden geçer, Şâban-ı Muazzamada üç yüzden ziyade ve Ramazan-ı Mübarekte bine çıkar ve Cuma gecelerinde binlere ve Leyle-i Kadirde (Kadir Gecesinde) otuz bine çıkar." (3)
Buna göre Receb ayında işlenen ibadet, edilen iyilik, yapılan hizmetlerin manevî ecri ve sevabı bire yüz verilmektedir. Bunun için mü'minler bu aydaki nasiplerini arttırmak maksadıyla daha çok gayret sarf ederler. Hayır ve hasenata biraz daha ağırlık verirler.
Bazı hikmet ehli âlimler Receb ayı hakkında şu yorumları getirmişlerdir:
Receb eza ve cefâyı terk içindir, Şaban amel ve vefa içindir, Ramazan sıdk ve safa içindir.
Receb tevbe ve pişmanlık ayıdır, Şaban muhabbet ayıdır, Ramazan kurbet (Allah'a yakınlık) ayıdır.
Receb hürmet ayıdır, Şaban hizmet ayıdır, Ramazan nimet ayıdır.
Receb ibadet ayıdır, Şaban dünyanın safasını terk etme ayıdır, Ramazan ibadetlerin mükafatını artıran aydır.
Büyük tasavvuf ehli Zünnün Mısrî der ki:
"Receb ekme ayıdır, Şaban sulama ayıdır, Ramazan derleyip toplama ayıdır. Herkes ne ekerse onu biçer, ne yaparsa cezasını çeker. Bir kimse ekimi bırakırsa, hasat zamanı ekmediğine pişman olur. Kıyamet gününde ise çok kötü duruma düşer." (4)
"Haram aylarından bazısını tut, bazısını bırak, haram aylarda tut ve bırak, haram aylarda tut ve bırak." (5)
Hadisin devamında ravî olan Şahabı şöyle demektedir:
"Resulullah 'tut' dedikçe, üç parmağını yumdu, 'Bırak' deyince de üç parmağını bıraktı." Böylece Peygamberimizin o zata, "Üç gün tut, üç gün ara ver" dediği anlaşılıyordu.
Bilindiği gibi haram ayları, "Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Receb" aylarıdır.
Madem Receb ayı günahların affedildiği aydır. Bağışlanmanın yolunu ve istiğfarın nasıl yapıldığını bilmek gerekiyor. Rivayete göre şu istiğfar duasını Receb ayında yedi kere okuyan kimsenin günahları affolunmaktadır.
"Estağfirullâhe'l-Azîme'llezî la ilahe illâ hû el-Hay-yü'1-Kayyûmu ve etûbü ileyh. Tevbete abdin zâlimin li-nefsihî lâ-yemlikü li-nefsihî mevten velâ hayâten velâ nüşûrâ ."
Mânâsı: "Hayat sahibi olan, her şeyi idare edip ayakta tutan, kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan Allah'tan mağfiret dilerim. Kendi nefsine zulmetmiş kulun tevbesi gibi Ona tevbe ederim. Öyle bir kul ki, kendi nefsi adına ne ölüme, ne hayata ve ne de tekrar dirilmeye sahip değildir ." (7)
Üç aylar birer dua ve niyaz mevsimidir. En güzel duaları başta sahabiler olmak üzere İslâm büyüklerinden öğreniyoruz. Hz. Ali'nin Receb ayında şu şekilde dua ettiği rivayet edillir:
"Allahım, salat eyle Muhammed Aleyhissalâtü Vesselamın üzerine; hikmet yıldızları ve devamlı nimet ve ismet kaynağı ehl-i beytine.
Bir bahar...Soğukların sabahıydı nar'a düştü gönlüm..
Okyanuslar içinde bir durdum, binlerce döndüm..
Bir rüya,bir haykırış ve binbir nefesle..
Yüreğim güvercin eyledim ufacık bir kafesle
Bir seda yükseliyordu tüm nesneden her anı hakikat
Anla artık.. Anla ve hakikate buyur biat
Gel diyordu bir çağırış bulutların da ötesinden...
Gel...hesapsızlar çağından,ölümün ensesinden...
Korkuyorum sanki şimdi kopacak ortasından tüm beşer...
Şeytan ise sağımda bırak kopsun!!! boşver
Bir kaygı...nasıl boşvereyim..bak beni çağırıyorlar...
Hak kelamı bu...Melekler durmuş...bana ağlıyorlar
Bir zulüm...Beynimin penceresinden dünyaya açılan yerde
23 yıl yaşadım...Gözlerimin önünde perdeyle...
Tanıdım bu sedayı...Annemin gözlerinden...
Aynalarda nasıl görmem...O'nu kendi yüzümden...
Bir seferle haydi gönüller ülkesinin başkentine...
Dualarla gidiyorum,sevdalılar şehrine...
Bir dilek...Allahım affet göremedim önümü..
Sen gösterdin bir sabah bulamadığım yönümü
Bir kıyas...bugünü yarından ayıracak
Artık bu yoldur yolum...hani... kim ayıracak...
Korkuyorum bir türkü tutturmuşum dilimde
Gözlerimde umut var...Kur-an'ı Kerim elimde...
Faruk ŞAHİN 25-04-2007
Perdeler kardeşim...Gözlerinin önünde...
Allah affeder seni...
Kaldır perdeni...
Gel...
Faruk ŞAHİN
Bir yar vardı...bir de yara....
Vatan'a kurban edilecek bir yiğidin başına sürülmek üzere bir avuc da kına....
Bir Anne vardı....Bir de Baba....Elleri öpülesi....
Gidilecek bir de yol vardı...Uzun mu uzun.....
Uğruna canlar verilecek bir de Vatan Vardı.....
Vatana aşık olmak zamanıydı bu vakit...
Sağ kolunu düşman bombalarına kaptırmış olsa da....
sol kolum daha kopmadı komutanım diyebilmekti bu aşk.....
Anayı Babayı Yari Yoldaşı bırakıp da ardına bakmadan gidebilmekti.....
Şimdi nerdeyiz ey Şehitlerim....
Gelinde bir görün....nerelerdeyiz......
Ne sevincimiz sevinç ne günümüz gün artık.....
Kanlı ellerin tuzu karışmış gözyaşlarımıza....
Doğru dürüst ağlayamıyoruz da arkanızdan....
Şimdi çanakkale de olmak vardı....
Siperlerde dualar etmek olmalıydı fikrimiz....
oysa siz oysa siz neler vermediniz ki Vatan uğruna...
Bir de bize bakın ne olur.....yaptıklarımıza......
İmandı size Vatanı sevdiren....
Allahdı...yollarınıza güller seren....
Şehadete koşmak...sevgililerin en büyüğüne....
Ya biz....
Biz nereye koşuyoruz.....
Kaçıyor muyuz ?.....
Kovalıyormu ?...
Galipmiyiz hayata....
Yoksa mağlup mu?
Bir zaman dilimi düşünün üç beş saniyede canlansın gözlerinizde....
Kazılmış bir kaç siper...Umutlarla sarılmış bir hayat....
ve Vatana aşık yüzlerce çift göz...Ve geri de kalanlar.....
Gözlerde yaş ve yine kırık umutlar.....
Biz onlara layık olamadık...
savaşın en azılı anlarında kılınan sabah namazlarına....
okunan dualara...o imana ve fedakarlığa layık olamadık....
Gecen yıl çanakkale gezimde gözlemlemiştim bir çoğunu...
Yolda Çanakkaleden çok şey beklediğimi söylemiştim oysa...
Arkadaşlarımdan biri güldü bana...
Çanakkale geçti gitti artık diye....
Haksız sayılmazdı....Biz kaybetmiştik o ruhu....
şehitlerimizi gece yarısı
seherlerde okuduğumuz Yasin-i Şerifin sayfalarına dahi koyamadık...
dualarımzıda bile bencil olduk.....
Çanakkale ile ilgili bir kitap tavsiye etmek istiyorum size...
"Vehbi Vakkasoğlu, Bir Destandır Çanakkale...."
Onlara Vatan sevgisini yazan....bizi onların ecdadı olmakla şereflendiren.....kalemlerin sultanına....
bu güzellikleri yazan kalemin kudretine emanet olun arkadaşlar
ve çanakkaleyi unutmayın....unutturmayın....
Faruk Şahin